Mostar Dergisi Sayı: 251 - Şubat 2026
Mostar Dergisi Sayı: 251 - Şubat 2026
Düşünce ve Kültür dergisi Mostar, yeni sayısında “Bilmek & Anlamak & İnanmak” başlıklı
dosya ile çıktı!
Bugün bilgiye ulaşma hızımız artarken, bilgiyle kurduğumuz temasın zayıfladığı aşikâr. Görünürde çok şey biliyoruz, fakat malumatın bolluğu, anlama zahmetine girme ihtiyacını günden güne köreltiyor. Emek verilmeden, bedeli ödenmeden ulaşılan bilgi, kalıcı da olmuyor. Bu tespitten hareketle Şubat sayımızda meseleyi temeline, yani “Bilmek, Anlamak, İnanmak” üçgenine taşıyoruz.
Bugün bilmek, veriye maruz kalmakla eş tutuluyor. Hâlbuki malumatın irfana, verinin şuura dönüşmesi için arada anlamak gibi zorlu bir tefekkür süreci var. Anlaşılmayan, zihinde ve kalpte bir yer kaplamayan bilginin inanca dönüşmesi mümkün değil. Bu sayının dosya konusunda, bu kavramların içini boşaltan sebeplere karşı, bilmenin ve inancın gerçek zeminini hatırlatmaya niyet ettik.
İstifade etmeniz temennisiyle…
252. Sayının Dosya Konusu: “Bilmek & Anlamak & İnanmak”
Dosyamızın ilk yazısında Dr. Yasin Ramazan, “Anlamak ve Bilginin Gerçek Zemini” başlığı altında, “İnsanın bir şeyi anlaması ne demektir?” sorusundan hareketle anlamanın bilgiyle ilişkisini ele alıyor ve “anlamadan bilemezsin” ilkesi etrafında kapsamlı bir çözümleme sunuyor. Dosyanın ikinci yazısında Sulhi Ceylan, “İmanda Bilginin Yeri” başlığıyla iman ile bilginin irtibatını tartışıyor ve inanç ile bilginin bir çelişki ifade edip etmediğini sorguluyor. Dosyanın üçüncü yazısında ise Doç. Dr. Şeyma Kömürcüoğlu, “Nur, Theoria ve Praxis: Bir Kurtuluş Yazısı” başlığıyla soru, cevap ve arayış ekseninde bilgi-eylem ilişkisini değerlendirerek, bilginin eyleme sevk eden yönünü felsefî temelleriyle birlikte ele alıyor.
Prof. Dr. Rahim Acar, Şubat sayımızın söyleşi konuğu oldu. Dosya konumuz çerçevesinde kendisiyle bilmek ile inanmak arasındaki ayrımı, gerçeklikle kurduğumuz ilişkiyi, inançların sorgulanabilirliğini ve bilginin nesnelliği gibi temel meseleleri ele alan kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik. Mevcut kabullerimizi yeniden düşünmeye sevk eden ve bilincimizi daha yetkin kılmaya katkı sunan nitelikli bir sohbet sizi bekliyor.
Sorgulama bölümünde, son dönemde sıkça gündeme gelen “Yapay zekâ özgün üretimi ortadan kaldıracak mı?” sorusunu farklı isimlere yönelttik. Amacımız, insana özgü üretim yetisinin sınırlarını ve bu yetinin makine tarafından ikame edilip edilemeyeceğini tartışmaktı. Bu çerçevede, yapay zekâ tarafından üretilen metinlere nasıl yaklaşılması gerektiğine dair dikkat çekici değerlendirmelerle karşılaştık.
İktibas bölümünde Kınalızâde Ali Çelebi’nin Ahlâk-ı Alâî adlı eserinden [Oturma ve Yürüme Âdâbı] başlığını sizlerle buluşturuyoruz. Bu bölümde, gündelik hayatın sıradan görünen davranışlarının ardındaki ahlâki hassasiyetler ele alınırken, insanın hem kendisiyle hem de toplumla kurduğu ilişkinin incelikleri yanı sıra ferdî tutum ve davranışlardan başlayarak içtimaî düzeni besleyen ahlâk kurallarına uzanan bir çerçeve sunuluyor.
Müstakil bölümünün bu sayıdaki yazarları ve başlıkları şöyle:
Sulhi Ceylan, “Düşünce Güncesi”
İsmail Kılıçarslan, “İlk Taşı Günahsız Olan Atsın”
Yunus Emre Özsaray, “Akıl, Zevkler ve Akışkan Arzular”
Samed Karataş, “Üç Günlükler”
Peyami Safa Gülay, “Bugün Felsefe: Felsefe ve Aşkınlık”
Ahmet Melih Karauğuz, “Egemen Kim?”
Dr. Evren Gökçe, “Anadolu’ya Açılan Bir Kültür Kapısı: Ani Şehri”
Adem Suvağcı, “Sinema Kuramına Değini”
Doç. Dr. Adem İnce, “Kurucu Anlatıya Dönüş”
Rabia Hitay, “Sahicilik Çıkmazı”
İbrahim Orhun Kaplan, “R. G. Collingwood’un Tarih Felsefesi”
Mehmet Erikli, “Aslanların Hikâyesini Aramak”